HİZMET TESBİTİ DAVALARI

2011-09-27 23:48:00

21. Hukuk Dairesi 2003/3675 E., 2003/4634 K.

 

 

  • HİZMET TESBİTİ DAVALARI
  • İŞÇİLİK HAKLARI ALACAKLARININ TAHSİLİNE İLİŞKİN DAVALAR

"ÖZET"

    SİGORTALILIĞA İLİŞKİN "HİZMET TESBİTİ" DAVALARI, SOSYAL GÜVENLİK HAKKI VE KAMU DÜZENİ İLE İLGİLİDİR VE KİŞİ İRADESİ ÖNEMLİ OLMAYIP, DOĞRUDAN YASAL STATÜSÜ GEREĞİ İÇERİSİNDE ALACAĞI BULUNDUĞU DURUM DİKKATE ALINIR, HAKİMİN DOĞRUDAN GERÇEĞİ BULMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VARDIR, YASA] DAYANAĞI SSK. M. 6,79/10 DUR. İŞÇİLİK HAKLARI ALACAKLARININ TAHSİLİNE İLİŞKİN DAVALAR İSE 1475 SAYILI YASADAN KAYNAKLANIR. KİŞİ İRADESİ ÖNEMLİ ROL OYNAR, TARAF ANLAŞMALARI GEÇERLİDİR, BU TÜR HAKLARDAN HER ZAMAN VAZGEÇİLEBİLİR,ALACAK VE TAZMİNAT TÜRÜ DAVALARDIR. 


"İçtihat Metni"

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.10.1999-14.8.2001 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine ve işçilik hakları alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davacı ve davalılardan Kurum vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

Sigortalılığa ilişkin, "hizmet tespiti" davaları Sosyal Güvenliğe yönelik davalardır. Yasal dayanağını 506 sayılı Yasa'nın 6. ve 79/10. maddelerinden almaktadır. Sözü edilen 6. madde de, çalıştırılanların, işe alınmaları ile kendiliğinden sigortalı olacakları, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği belirtilmiştir. 79/10. madde de ise sigortalıların çalışmalarının tespiti ile ilgili dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır. Bu sebeple bu tür davalar Sosyal Güvenlik hakkı ve Kamu düzeni ile ilgilidir. Kamu Hukuku içerisinde yer alan bir Hukuk dalında kişi iradesi önemli değildir. Doğrudan yasal statüsü gereği içerisinde bulunduğu durum dikkate alınır. Hakimin doğrudan gerçeği bulma yükümlülüğü bulunmaktadır.

işçilik haklarına gelince; bu tür davalar 1475 sayılı Yasadan kaynaklanmaktadır. Kişi iradesi önemli rol oynadığı gibi, taraf anlaşmaları dahi geçerlidir. Ayrıca bu tür haklardan her zaman için vazgeçilebilir. Alacak ve tazminat türü davalardandır.

Bu durumda; her iki davanın yasal konumları birbirinden tamamen farklıdır. Her iki dava arasında; birlikte görülmelerini gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Kaldı ki, birbirinden bağımsız sonuçlandırılmalarında da yarar bulunmaktadır. Öte yandan, bu davaların Yargıtay inceleme mercileri de farklıdır; ayrı ayrı açılıp, görülmeleri gerekli bu tür davaların birlikte görülmeleri usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Mahkemenin bu maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davayı bir arada görmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Yapılacak iş; her iki davayı ayırmak ve yargılamayı birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırmaktan ibarettir.

O halde, temyiz edenlerin bu yönleri amaçlayan itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA),

temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.5.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

50
0
0
Yorum Yaz